Welkom 

welcome

Hoşgeldiniz

DİLARA VARDAR 

WO-Psycholoog

Yalnız değilsin, birlikte güçlenebiliriz

 

Yalnız değilsin, birlikte güçlenebiliriz

 

İyi Olmak Zorunda Değilsin: Bazen Sadece Konuşmaya İhtiyacın Vardır

Güçlü görünmek zorunda değilsin. Her şeyi tek başına çözmek zorunda da değilsin. 

Bazen sadece yorulursun. Bazen nedenini bile bilmeden içinin sıkıldığını fark edersin. 

Sabah kalkmak zorlaşır, düşünceler susmaz, kalbin hep biraz hızlı atar.

Ve çoğu zaman kendine şunu söylersin: “Abartıyorum galiba… Geçer.” Ama geçmez.

 

Çünkü bazı şeyler zamanla değil, anlaşıldıkça iyileşir. 

 

Psikoterapi tam da burada başlar.
Sana ne yapman gerektiğini söyleyen bir yer değil; kendini daha iyi duyman, anlaman ve yüklerini

hafifletmen için güvenli bir alan.

 

Burada yargı yok. “Bunu niye yaptın?” yok. “Sende bir sorun var” hiç yok. Sadece sen varsın. Hikâyen var.
 

Ve birlikte bakabileceğimiz yollar var.

 

Kaygı, ilişki sorunları, tükenmişlik, özgüven eksikliği, geçmişten gelen yaralar, karar verememek, sürekli düşünmek, yalnızlık hissi…
 

Bunların hiçbiri “zayıflık” değil. Hepsi insan olmak. 

 

Biliyorum, ilk adımı atmak zor olabilir. “Gerçekten ihtiyacım var mı?” diye düşünebilirsin.

 

Şunu bilmeni isterim:
 

Terapiye gelmek için “dibe vurmak” gerekmez. 
 

Daha dengeli, daha huzurlu, daha kendin gibi hissetmek istemen yeterlidir. Çünkü bu yolculukta yalnız değilsin.

Kaygı (Anksiyete) Nedir? Her Endişe Bir Sorun mu?

Herkes kaygılanır. Sınavdan önce, önemli bir görüşmeden önce, sevdiğin biri geç kaldığında… 

Kaygı aslında zihnin ve bedeninin seni koruma şeklidir. “Dikkat et” der. “Hazır ol” der.

Ama bazen bu alarm sistemi hiç susmaz. Ortada gerçek bir tehlike yokken bile kalbin hızlı atar.
Aklın hep “ya şöyle olursa” senaryoları üretir. Dinlenemezsin. Gevşeyemezsin. Sürekli tetikte hissedersin.

İşte o zaman kaygı, koruyucu olmaktan çıkar ve yorucu hale gelir. Belki sen de:

Sürekli en kötüsünü düşünüyorsun. Uykuya dalmakta zorlanıyorsun. Göğsünde daralma hissediyorsun. 

Karar vermekte zorlanıyorsun. “Kafam hiç susmuyor” diyorsun. 

Bunları yaşıyorsan yalnız değilsin.
Kaygı bozuklukları sandığından çok daha yaygın. Ve en önemlisi: Tedavi edilebilir. 

Terapi, kaygıyı tamamen yok etmeyi değil; onunla başa çıkmayı, düşüncelerini düzenlemeyi ve bedenini sakinleştirmeyi öğretir.

Çünkü amaç korkusuz olmak değil, korkuya rağmen rahat yaşayabilmek.

Sürekli tetikte olmak zorunda değilsin. Nefes alabileceğin bir hayat mümkün.

Depresyon Sadece Üzgün Hissetmek Değildir

Depresyon Sadece Üzgün Hissetmek Değildir. Bazen insanlar depresyonu “mutsuzluk” sanır.

Oysa depresyon çoğu zaman ağlamaktan çok, hiçbir şey hissedememektir.

Eskiden keyif aldığın şeyler anlamsız gelir. Yorgun uyanırsın. Basit işler bile gözünde büyür. İnsanlarla konuşmak istemezsin.
Ama yalnız kalmak da iyi gelmez. En zor kısmı da şudur: Kendine kızmaya başlarsın. “Neden toparlanamıyorum?”
“Herkes yapıyor, ben niye yapamıyorum?” “Ben tembel miyim?” Hayır. Bu tembellik değil. Zayıflık hiç değil.
Bu, zihnin ve bedeninin yorulduğunun bir işareti. Depresyon bir karakter sorunu değil, destekle iyileşebilen bir ruhsal durumdur.

Terapi sürecinde: düşünce kalıplarını fark etmeyi kendine daha şefkatli yaklaşmayı küçük ama gerçekçi adımlar atmayı

hayata yeniden bağ kurmayı öğrenirsin İyileşmek bir anda olmaz.
Ama biri yanında yürüdüğünde yol çok daha hafifler. Unutma, her şeyle tek başına mücadele etmek zorunda değilsin.

Özgüven Nedir? Doğuştan mı Gelir, Sonradan mı Öğrenilir?

Belki sık sık şunu düşünüyorsun:

“Ben neden diğerleri kadar rahat değilim?” “Neden hep kendimi sorguluyorum?”
“Keşke biraz daha özgüvenli olsam…”

 

Çoğu insan özgüveni, yüksek sesle konuşmak, çok sosyal olmak ya da hiç korkmamak sanır.

Ama özgüven bunlar değil. Özgüven aslında çok daha sade bir şeydir:
“Ne olursa olsun, kendimle kalabilirim” diyebilmek. 
Hata yapsan da. Reddedilsen de.
Herkes seni beğenmese de… 
Kendini değersiz hissetmemek.

 

Ve iyi haber şu:
Özgüven doğuştan gelen bir özellik değil. Öğrenilir. Gelişir. İnşa edilir.

Çoğu zaman çocuklukta aldığımız mesajlar etkiler:

 

“Sessiz ol”

 

“Hata yapma”

 

“El âlem ne der?”

 

“Yeterince iyi değilsin”

 

Bu sesler zamanla iç sesimiz olur.

 

Terapi, bu eski kayıtları fark etmene yardımcı olur. Kendinle konuşma şeklini değiştirmeni sağlar.

Yavaş yavaş: daha net sınırlar koyarsın “hayır” diyebilirsin kendini başkalarıyla daha az kıyaslarsın

daha cesur adımlar atarsın Özgüven, kusursuz olmak değil; kendini olduğun haliyle kabul edebilmek.

 

Ve bu herkes için mümkün. Senin için de.

İlişkilerde Sınır Koymak:

“Hayır” Demek Neden Bu Kadar Zor?

 

Bir düşün…

Kaç kez istemediğin halde “tamam” dedin? Kaç kez kırılmamak için sustun?
Kaç kez “ayıp olmasın” diye kendinden vazgeçtin?

 

Sonra da içten içe yoruldun… kızdın… uzaklaştın…

 

Ama kimse nedenini anlamadı. Çünkü sen hiç söylemedin.

Sınır koymak birçok kişiye bencillik gibi öğretilir. Oysa gerçek tam tersi.

Sınır koymak, kendine saygıdır. 

 

Sınır demek:

Buraya kadar...Bu bana iyi gelmiyor...Bunu yapmak istemiyorum...Şimdi dinlenmeye ihtiyacım var

diyebilmek demektir.

Sınır koymadığında ne olur biliyor musun?

Başkaları seni üzmez aslında. Sen kendini terk etmeye başlarsın.

İlişkilerde tükenmişlik, kırgınlık ve patlamalar genelde buradan çıkar.

 

Terapi sürecinde:

 

ihtiyaçlarını fark etmeyi suçluluk hissetmeden “hayır” demeyi sağlıklı iletişim kurmayı hem kendini hem karşındakini koruyan sınırlar çizmeyi öğrenirsin 

 

Çünkü sağlıklı ilişkiler fedakârlıkla değil, dengeyle yürür.

 

Unutma:
 

Herkesi memnun etmek zorunda değilsin. Ama kendini korumak senin sorumluluğun.

 

Ve bu öğrenilebilir.

Panik Atak Nedir?

 

Panik Atak Nedir? “Ölüyorum” Hissi Neden Gelir?

-Bir anda olur.

 

Hiç beklemediğin bir yerde… Markette, yolda yürürken, evde otururken.

Kalbin hızla çarpmaya başlar. Nefesin daralır. Başın döner. “Kontrolü kaybediyorum” gibi hissedersin.

Ve en korkutucu düşünce gelir: “Galiba ölüyorum.” İşte panik atak tam olarak budur.


Yoğun korkunun, bedeninde fırtına gibi patlaması.

 

Ama şunu bilmeni isterim:
 

Panik atak tehlikeli değildir. Kalp krizi değildir. Delirmek değildir. Bedeninin yanlış alarm vermesidir.

Aslında sistem şöyle çalışır:
Beynin “tehlike var!” sanır → adrenalin salgılanır → beden savaş ya da kaç moduna geçer.

 

Oysa ortada gerçek bir tehlike yoktur. Sorun ataktan çok, sonra başlar.

“Ya tekrar olursa?” “Ya dışarıdayken gelirse?” “Ya kimse yardım edemezse?”

 

Bu korku yüzünden hayat daralmaya başlar.
Dışarı çıkmamaya, yalnız kalmamaya, bazı yerlere gitmemeye başlarsın.

 

Ve fark etmeden panik ataktan çok, kaçınmalar hayatını yönetir.

 

Terapi burada devreye girer.

 

Birlikte: bedenini sakinleştirmeyi nefesini düzenlemeyi felaket düşüncelerini fark etmeyi korkuyla yavaş yavaş yüzleşmeyi öğrenirsin. Çünkü amaç atağı kovmak değil, “Gelse bile baş edebilirim” diyebilmek.

 

Ve o güven geldiğinde, panik gücünü kaybeder.

 

Yalnız değilsin. Bu döngü kırılabilir.

Tükenmişlik Sendromu

 

Tükenmişlik Sendromu Nedir?

Sürekli Yorgun ve İsteksiz Hissetmenin Psikolojik Nedenleri

 

Hiçbir şeye enerjiniz kalmıyor mu?

Sürekli yorgun, isteksiz ve uzak hissediyorsanız tükenmişlik sendromu yaşıyor olabilirsiniz.

Belirtileri ve terapi sürecini keşfedin.

 

 

Eskiden kolay gelen şeyler şimdi zor mu geliyor?

Sabah uyanmak… Mesajlara cevap vermek… İşe ya da okula gitmek… Hatta bazen sadece konuşmak bile…

Fiziksel bir yorgunluktan farklı bu. Uyusan da geçmiyor. Dinlenmiyorsun. Sadece duruyorsun.

 

İşte bu çoğu zaman tükenmişliktir.

 

Tükenmişlik bir anda olmaz. Yavaş yavaş birikir. Uzun süreli stres, sorumluluklar, “hep güçlü olmalıyım” hali, kimseyi kıramamak, sürekli yetişmeye çalışmak… Ve bir gün zihnin fişi çeker.

 

“Artık yapamıyorum.”

 

Belki sen de:

Sürekli yorgun hissediyorsun, İşe/okula karşı isteksizlik yaşıyorsun, İnsanlardan uzaklaşmak istiyorsun, Kolay sinirleniyorsun, Hiçbir şeyden keyif alamıyorsun, Bu tembellik değil.
Bu zayıflık değil. Bu yorulmuş bir sinir sistemi. 

 

Terapi sürecinde birlikte: yüklerini fark etmeyi, sınır koymayı, “hayır” diyebilmeyi

dinlenmeyi, suçluluk duymadan öğrenmeyi, yaşam dengesini yeniden kurmayı çalışırız

 

Çünkü sen makine değilsin.
 

Sürekli üretmek zorunda değilsin.

Bazen durmak, iyileşmenin ta kendisidir.

Ve bu süreçte yalnız değilsin.

 

 

Anahtar Kelimeler

tükenmişlik sendromu, burnout nedir, duygusal yorgunluk, işe gitmek istememek, kronik stres, psikolojik destek, terapi

AŞIRI DÜŞÜNME (OVERTHINKING)

 

Aşırı Düşünme (Overthinking) Nedir? Zihni Susturmanın ve Kaygıyı Azaltmanın Yolları

 

Sürekli aynı şeyleri düşünüyor, kafanızı durduramıyor musunuz? Overthinking kaygıyı artırabilir.

 

Aşırı düşünmenin nedenleri ve terapiyle baş etme yolları burada.

 

Gece yatağa yatarsın. Vücudun yorgundur ama zihnin maratona başlar.

 

“Keşke öyle demeseydim…”
 

“Ya yarın kötü geçerse…”
 

“Ya yanlış karar verirsem…”
 

“Ya başıma bir şey gelirse…”

 

Bir düşünce biter, diğeri başlar. Sanki beyninde hiç susmayan bir radyo var. Kapatamazsın.

İşte bu aşırı düşünme.

 

Çoğu kişi bunun “detaycı olmak” ya da “kontrollü olmak” olduğunu sanır.
 

Ama aslında tam tersi.

 

Çok düşünmek çözüm üretmez. Sadece seni daha kaygılı ve kararsız yapar.

Çünkü zihin sürekli tehlike arar. 

 

Ve bir süre sonra: 

__karar veremezsin

__geçmişi tekrar tekrar yaşarsın

__geleceği felaket senaryolarıyla doldurursun anı kaçırırsın

__hayat olurken sen kafanın içinde kalırsın.

 

Terapi burada zihninle yeni bir ilişki kurmanı sağlar.

 

Birlikte:

Düşünce tuzaklarını fark ederiz, felaketleştirmeyi yakalarız.

“her düşünce gerçek değildir” becerisini geliştiririz.

Anda kalma ve beden farkındalığı çalışırız

 

Amaç zihni susturmak değil. Onun seni yönetmesini bırakmak.

 

Çünkü sen düşüncelerinden ibaret değilsin. 

 

Zihnin yavaşlayabilir.
 

Nefes alacak alan açılabilir.

 

 

 

Anahtar Kelimeler

aşırı düşünme, overthinking nedir, kafayı susturamamak, sürekli düşünmek, kaygı, zihinsel yorgunluk, psikoterapi

Hikayeniz önemli.

Birlikte iyi bir uyum sağlayabileceğimizi düşünüyorsanız, buradan benimle iletişime geçmekten çekinmeyin.

https://complicated.life/dilaravardar